Saadet Partisi Antalya İl Başkanı Ramazan Düzen, Kıbrıs Barış Harekatının 44. yıldönümü ve Saadet Partisinin kuruluşunun 17. yıl dönümü münasebetiyle bir basın açıklaması düzenledi. Saadet Partisinin kuruluşunun Kıbrıs Barış Harekatının yıl dönümüne getirildiğine vurgu yapan Düzen, Milli Görüşün tek temsilcisi konumundaki Saadet Partisinin, bu ülkede Kıbrıs’ı fethedebilecek yegane zihniyetin ürünü olduğunu dile getirdi.
Saadet Partisi Antalya İl Başkanı Ramazan Düzen, hem partisinin hem de Kıbrıs Barış Harekatının yıl dönümü olan 20 Temmuz ile alakalı yaptığı basın toplantısında, güncel siyasetin önemli konularına da vurgu yaptı. Başkan Düzen, “Türkiye kendi vatandaşları, kendi ülkesi bir tehdit altına girdiği için anlaşmalara dayanarak bir hareket gerçekleştirdi. Dünyada bu şok etkisi oluşturdu. ABD donanması Cebelitarık’ı geçti ama gelemedi. Çünkü kararlılığı gördüler” dedi. “Kıbrıs konusunda taviz verilmemelidir” diyen Düzen, “Kıbrıs bir yük ve dış politikada bir engel görülmemelidir. Kıbrıs, Türkiye’nin bir numaralı güvenlik çizgisidir” şeklinde konuştu.
ABD BU HAREKATA ENGEL OLAMADI
20 Temmuz’un Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 44’uncu yıldönümü olduğunu söyleyen Düzen, “Türkiye kendi vatandaşları, kendi ülkesi bir tehdit altına girdiği için anlaşmalara dayanarak bir hareket gerçekleştirdi. Dünyada bu şok etkisi oluşturdu. ABD donanması Cebelitarık’ı geçti ama gelemedi. Çünkü kararlılığı gördüler. Bu tarihi hiçbir zaman unutmamalıyız. Bunları yapanlara karşı hürmeti elden bırakılmamalıyız.Kıbrıs, Türkiye’nin bir numaralı güvenlik çizgisidir. Kıbrıs, Doğu Akdeniz’deki konumuyla savaşın da, barışın da merkezidir. Ekranda Afrin’i gösterip masada Kıbrıs’ı pazarlık meselesi yapmak tehlikelidir” ifadelerini kullandı.
MİLLET VİCDANINDA HESAP VEREMEZLER
“KIBRIS konusunda taviz verilmemelidir” diyen Düzen, “Kıbrıs bir yük ve dış politikada bir engel görülmemelidir. Kıbrıs bir kambur değildir, bir fırsattır. Bu yüzden yapılacak işler de bellidir. Türkiye, adadan asker çekmekten öte bölgedeki askeri varlığını artırmalıdır. Askeri varlığımız her geçen gün azalıyor. Ada’da muhakkak hava üssü kurulmalıdır. BM planları, sözde çözüm konferansları ile oyalanmakla değil, dost ülkelerin KKTC’yi tanıması için gerekli adımların atılması gerekiyor. Aksi takdirde vizesizlik hayali kurarken, Lefkoşa ve Gazi Magosa’ya vize ile gidebiliriz. Bu da gözden uzak tutulmamalıdır. Yoksa ne tarih önünde ne de millet vicdanında kimse hesap veremez” diye uyardı.
İLK GÜNKÜ HEYECANLA DEVAM EDECEĞİZ
Milli Görüş hareketinin birçok badireyi atlattığına dikkat çeken Düzen, “Milli Görüş, Türk siyasi hayatında çok büyük engeller atlattı. Milli Görüş hareketinin son kalesi olan Saadet Partisi’nin kuruluş tarihini Kıbrıs Barış Harekâtı’nın yapılış tarihine denk getirdik. Bundan 17 yıl önce gerçekleştirdik. Birçok partimiz kapandı. Bunlar için ihtilaller yapıldı. Anayasanın arkasına sığınıldı. 28 Şubat sürecinde çok büyük şaşaalarla, siyasi gündemine damga vuracaklar ‘1000 yıl sürecek’ diyenler unutuldular ama Milli Görüş dimdik ayaktadır. Böyle bir teşebbüste bulunanlar muhakkak yanılacaklar. Biz inanıyoruz ki, kararlı çalışmalarla Milli Görüş’ün en büyük hizmetlerin yaşanacağı günlere ülkemizi getireceğiz. Çünkü Saadet Partisi hiçbir zaman rüzgârda yön değiştiren bir parti olmamıştır. İlkelerimizden, ölçülerimizden de bugüne kadar taviz vermedik. İnandığımız doğruları söylemekten çekinmeyeceğiz. “Yeni Bir Dünya” ve “Yeni Bir Türkiye” sevdamızdan asla vazgeçmeyeceğiz. İlk günkü heyecanımızla devam edeceğiz” diye konuştu.
OHAL’İN İSMİ KALKIYOR, CİSMİ KALIYOR
Ramazan Düzen, OHAL’in kalkmasına da değinerek, konuşmasına şöyle devam etti: “15 Temmuz darbe girişiminin ardından 3 aylığına getirilen OHAL, 2 yıl sonra kalkıyor. OHAL’in uzatılmaması sevindirici bir durumdur. Fakat bazı gelişmeler ‘OHAL’in ismi kalkıyor ama cismi kalıyor’ endişesine neden oluyor. Nitekim ülke OHAL kararnamesi ile değil, artık Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yönetilir hale geldi. 15 Temmuz günü Resmî Gazete’de yayımlanan 7 Cumhurbaşkanlığı kararnamesi bunun en somut adımıdır. Bu kararnamelerle bazı müspet kararlar atılıyor. Genelkurmay Başkanlığı, Savunma Bakanlığı’na bağlandı. Milli Eğitim Bakanı ve Hazine ve Maliye Bakanı, Yüksek Askeri Şûra (YAŞ) üyesi oluyor. Bunu pek anlamadık, neden Milli Eğitim Bakanı ve Hazine Bakanı YAŞ üyesi oluyor? Ciddi kararlar alınıyor ama bundan yasama kuvveti olan Meclis’in haberi bile yok. İstişare yok. Denetleme yok. Ülkemiz kararnamelerle, tek bir kişinin aldığı kararlarla yönetiliyor. Sultanlarda olmayan bir güç ve yetkiyle ülke yönetilecek.”
Bir cevap yazın